Etiketler

, , ,

Profil Resmimİnsanların anlaşılmaz ruh hallerini ve dengesiz davranışlarını inceleyen psikoloji sahasında, bir çok konuda genel kabul gören tanımlamalar var…

İnsan beyninin bir hisseden tarafı vardır, bir de düşünen tarafı. Hisseden tarafı sürekli kavga etmeyi ve çatışmayı tetiklese de, düşünen tarafı kavgadan uzak durmayı ve sükuneti telkin eder.” der uzman psikologlar…

Yine psikolojide YANSITMA diye tanımlanan bir hastalık türü daha var ki; paranoyak olan hasta kendine ait tüm kusurları karşısına aldığı muhatabında görür ve kendini muhatabı üzerinden tarif eder…

Hislerinin, nefsinin, hırs ve egosunun kurbanı olanlar, bir de gücü elinde bulunduruyor ve yetki makamında iseler; verdikleri kavganın anlamsızlığına onu ikna edecek düşünce insanını bulmak imkânsızın da ötesindedir…

Hele bir de etrafına duvar örmüş dalkavukların ve goygoycuların verdiği gaz da varsa; paranoyanın sınırlarına gelinmiş demektir ki, tüm kusurlar kendi dışında toplanmış ve tüm ayıplar hüner kabul edilmiştir artık…

Karşısına aldığı bilge bir âlim ve onun kurduğu bir samimiyet yapılanması ise, durum daha da vahim hâl almış ve on yılların emeği olarak ortaya çıkarılan tüm güzellikler için tehlike çanları çalıyor demektir…

İnandığı mukaddes dava uğruna dünyasını fedâ etmiş, bir anlamda davasıyla evlenmiş ve kuru bir nefesten başka hiçbir şeyi olmadığı âşikâr olan; binlerce kez samimiyet testinden de geçen ve artık gönüllerde zirveye oturtulmuş bir bilge âlimi karşına alıp, O’nun üzerinden kendini tarif etmeye kalkma hâli ahmaklık değilse eğer; psikolojik bir hastalıktır ki, yukarıda bu hastalığın teşhisiniPARANOYA ve YANSITMA olarak koymuş uzmanlar…

Sürek avı planı yapan odaklar, çok ince planlanan bir tuzağı, büyük bir sabır ve kararlılıkla kurdular. 10 yıl boyunca; kurnazca, profesyonelce, çok şeytani ve psikolojik tekniklerle bir “sızma” ALGIsı ürettiler ve bunu bir OLGU imiş gibi kabule zorlayıp, en sonunda maalesef başarılı da oldular…

Tek amacı vardı bu uzun ömürlü gayretin:

Vizelerini kendilerinin vermedikleri, zaafiyetlerini bir türlü bulamayıp kontrollerine alamadıkları, dünyada onlara duyulan teveccühü ve buna paralel olarak büyümeyi durduramadıkları, bir samimi yapılanmayı durdurmak ve yok etmek… Yani, aslında büyük av, bu hizmet ve gönüllüler hareketi ve onun Bilge Mimar’ı idi…

Bunu da; vizelerini kendilerinin verdikleri, 10 yılda elde ettikleri zaaf kaynaklı kozlarıyla kontrollerine alabildikleri, ikinci ve küçük avları paralel iktidarları” ve onun gücü eliyle yapmak…

Satın aldıkları aydın, yazar, gazeteci ve medya kanalları vasıtasıyla, yıllarca işlenen bu algı, muhatabı tarafından her ne kadar zırva ve gayr-ı ciddi bulunup karşılık görmese de, 10 yılın sonunda artık “paralel iktidar gücünün” en yetkili ağzı tarafından dillendirilince, cevap vermeye ihtiyaç duyuldu ve ne yazık ki bu hamle, neredeyse hazırlanmış tuzağa büyük avın düşmesine sebep olacaktı…

Küçük avı ağa düşüren ve onu ayaklarından bağlayıp çırpınmasını sağlayanlar, istedikleri büyük avı da ağa çekmenin dayanılmaz mutluluğunu yaşıyorlardı ki, bir sürprizle daha karşılaştılar…

Bunun bir tuzak olduğunu ferasetiyle sezen o bilge âlim, sükutu tercih etti ve tüm şerirleri kendi zırvalarıyla baş başa bıraktı yeniden… 

Biliyordu ki; fitne zamanında ya sükut etmeli, veya sükuttan daha hayırlı bir söz… Ahmaklar ulu orta konuşsa ve zırvaladıkça irtifa kaybetse de; âlim zirvedeki yerini koruyacak ve ne zaman ne söyleyeceğini kendisi belirleyecekti…

Artık gelsin en üst perdeden yeni ithamlar, iftiralar, delilsiz suçlamalar, çeteler, paralel yapılanmalar, niyet okumalar, tasfiyeler, kıyımlar, hukuku hiçe saymalar ve gerekirse onu katletmeler…

Kesmedi mi?

Haşhaşi benzetmeleri ve devletin dünyada hizmet gören büyükelçilerine verilen talimatlar…

Ve, sizi paranoyada nirvanaya ulaştıracak şu ifadeleriniz:

Bu örgütün yurtdışında mutlaka anlatılması, deşifre edilmesi gerekiyor. Türkiye’de yapılanması, faaliyetleri, hırs ve arzuları net bir şekilde ortaya çıkan, tehlikenin boyutları aşikar hale gelen bu örgütün, muhataplarınız nezdinde daha iyi bilinmesi önem arz ediyor. İşte bu örgütün, başta emniyet ve yargı olmak üzere devlet kurumlarında örgütlenerek; siyaset, ekonomi, finans, ticaret gibi alanlarda inşa ettiği korku imparatorluğunun iyi anlaşılması ve iyi anlatılması gerekiyor.

Artık boşuna çırpınmayın ve iyice anlayın ki, “Zirvedeki O Bilge” tarafından muhatap alınmayacaksınız ve O’nu kendi seviyenize çekemiyeceksiniz…

Yalama ve yalaka danışman müsveddelerinin etrafınıza ördüğü duvardan, size ulaşmayacağını bildiğim bir feryadı cevap olarak vereyim isterseniz…

Kosova’dan Dafina Alishani adlı bir kardeşimize ait bu feryat twiti:

Duydum ki hocalarıma “Haşhaşi” demişsin… Bir Kosova’lı olarak; Sırplardan suikastçi de gördüm, katiller de. Ama hiç biri hocalarıma benzemiyordu.!!”

Ülkede 12 yılda tesis ettiğiniz güven ve sevgi köprülerini bir bir yıkabilirsiniz belki ama; artık koruyamadığınız itibarınızla, dünyada sözünüzün mûteber olmayacağına da bir örnek olsun istedim…

Her çaldığınız kapıda, benzer karşılıkları fazlasıyla bulacağınızdan emin olabilirsiniz…

Artık Allah versin şifanızı ve umarım kurtulursunuz…

Hep beraber kurtulmak dileğiyle…

Doğan TOPGÜL

@DoganTopgul

Reklamlar