Etiketler

, ,

Profil ResmimEğer kendini beğenmişlik, herkesten şüphe duyma, güven duygusunu yitirme, paranoya, maneviyat boşluğu ve tatminsizlik değilse yanlızlığa duyulan ihtiyaç; bir başka sebebi daha olmalı ki, ben o yalnızlık limanını arar oldum son günlerde… 

İnandığı dava ve mensubu olduğu düşünce yüzünden bir çok acıları sınamış ve bedeller ödemişler için, ne zordur acı istismarcıları ve samimiyetsiz ahkâm kesenlerle aynı ortamda yaşamak… 

Ortaya çıkan nevzuhur tiplerin, birilerine yaranmak için mesnetsiz salladığı her söz, en çok da bir mensubiyet şuuruyla yaşayan “dert sahiplerini” yaralıyor, en çok onların canını yakıyor…

İnsanın kendi çevresinden ve güven duyduğu dost ve arkadaşlarından gördüğü ani davranış değişiklikleri, onu aradığı yalnızlık limanına demir atma kararına zorluyor… 

Yüzeysellik, farkına dahi varılmayan cehalet, samimiyetsizlik, edeb ve had bilmezlik, saygısızlık, riyakârlık, menfâtperestlik, bencillik, vefasızlık, sır tutmama, tahammülsüzlük, zor zamanda yalnız bırakılma ve aldatılma gibi menfi davranışlardan biri veya birkaçına maruz kalındığında, bu limana duyulan ihtiyaç daha da fazla kendini gösteriyor… 

Diyeceksiniz ki; çevreni ona göre oluştursaydın, dost ve arkadaşlarını ona göre seçseydin… 

Onu yaptığıma inandığım için zaten bu hâyâl kırıklıkları… 

Dost kabul ettiklerimden görmesem bu eziyeti, yalnızlık limanına değil, dost meclislerine atardım kendimi… 

Belki de anlaşılmamak veya yanlış anlaşılmak, denginde veya derinliğinde kimseyi bulamamaktır kendimizi bu yanlızlık limanına atma mecburiyeti… 

Herkes mükemmeli oynuyor, herkes akıl vermeye kalkıyor ve hatta herkes terbiye etmeye kalkıyor ama; bir de hayat tarzları ve hâl dillerine bakıyoruz ki, tam bir çelişkiler felaketi… 

Çıkarlar bu denli ön plana çıkmış ve vicdanlar bu denli susmuş madem; Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş” şiirinde dediği gibi: 

“Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.” 

En iyisi yalnızlık öyleyse ve en iyisi yalnızlık limanına demir atıp demliğin altını ateşle beslemek… 

Nasılsa bu limana ihtiyaç doyacak başkaları da gelecek… O ana değin çayım demlenmiş olsun bâri… 

Hangi görüşten ve hangi inançtan olurlarsa olsunlar; ortak müştereğimiz samimiyetsizlikten, ilkesizlikten ve riyakârlıktan nefret duymuş ve yeterince yorulmuş olmak olacak… 

Çayımız demlenecek, gerçek dert sahipleriyle muhabbet demlenecek ve kirlenmiş dünyanın uzağında, çok farklı ve çok samimi dostluklar demlenecek…

Farklılıklarımızı zenginlik, ihtilaflarımızı rahmetten sayacağız bu limanda…

Sır var, sır içinde görebilene; söz var söz içinde duyabilene…

Görülmeyeni görenlerden, duyulmayanı duyanlardan, bilinmeyemi bilenlerden olalım…”

İstifadeye değer bulmadığımız ifadeleri geldiğimiz diyarda bırakmak şartıyla… 

Kendine güvenen buyursun gelsin,

Benliğinden arınan buyursun gelsin.

Gurur, kapris ve tafra geçmez bu limanda,

Bilmeyen; bilmediğini bilmeye gelsin…

Selamla…

Doğan TOPGÜL

@DoganTopgul

 

Reklamlar