Etiketler

,

SalakMeğer ne nahif, ne saf, hatta ne salakmışım.” diyor ve bu ifadenin altına yatıp, yine nefretini boca etme şeytanlığını da gösteriyordu “Uyanık”!  Bu“uyanığı” duyanlar ve ilgili yazısını okuyanların “Estağfurullah” dediklerini duyar gibiyim.!

Bakın neler yazmıştı ve neden “salaklaşmıştı” bizim uyanık.?:

“Önce şaka sandım, büyük bir şaka.
Twitter’da ilettiği bir mesaj yüzünden ona dava açılacakmış.

“Her halde laf olsun” diye yapıyorlar sandım.

Meğer ne nahif, ne saf, hatta ne salakmışım. 

Hakikat dün pat diye önüme düştü. Resmen dava açıldı.                                                        

Ayıp yahu ayıp…Hepimize ayıp. 

Hadi davayı açtırmak için uğraşan o kafayı anladım.

Hadi o yeni yetme Kerinçsiz tavrı anladım. Ya iddianameyi hazırlayanlar, davayı açanlar, kenardan alkışlayanlar; sessizce izleyenler?

İçimden haykırmak geliyor:

Arkadaş, sen Fazıl Say kim biliyor musun?          

Bak ben sana sayayım…  

Önce besteler: 5 Uluslar arası ödül, 2 oratoryo, 8 konçerto, 11 oda müziği eseri, 13 piyano solo, 1 şarkı, 1 dans müziği, 3 tiyatro müziği,   5 film müziği, 2 orkestrasyon; ayrıca 21 CD kaydı ve 3 kitap.

Sonra; Bach, Çaykovski, Mozart, Haydn, Beethoven, Stravinsky, Gershwin… Şahane icralar.

İçeri tıkmaya çalıştığınız o genç adam işte bu.

Romanda Orhan Pamuk neyse, kimse, müzikte  O…

İnanamıyorum, şaka sanmıştım; meğer acı bir hakikatmiş.

Fazıl Say da yargılanacak bu ülkede…  ”                                                                                     

fazılPEKİ FAZIL SAY NE DEMİŞTİ?                                                                                           

Fazıl Say’ın alıntı yaptığı ve şikâyete konu olan Ömer Hayyam’ın şiirinin dörtlüğü şöyle:

Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun /Cennet-i alâ meyhane midir?                              

Her mü’mine iki huri diyorsun, / Cennet-i alâ kerhane midir? ”                              

Say’ın kendi yazdığı tweetler ise şöyle:                                                                          

Müezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını yahu. Prestissimmo con fuco!!!

Ne acelen var? Sevgili? Rakı masası?                                                                                        

Ben ateistim  diğer yarısını bilmem.)))                                                                     

Ateistim ve bunu bu kadar rahat söyleyebildiğim için gururluyum. )

****

Bak, hakkını teslim edeyim Özkök kardeş; her ne kadar  her cümleden sonra satır başı yapıp, yazını uzatmayı ve sayfayı doldurma kurnazlığını yapmış olsan da; yazının sonunda, savunduğun Say kardeşinin(!) yediği halta da yer vermişsin.

Bu memlekette her orta seviyede zeka sahibinin, Fazıl Say’ın twitlerini okuyup,“Bu twiti atan mı “dünya markası” olmuş; veya, ‘dünya markası olmuş ve bu kadar eser üretmiş birisi’ mi böyle ‘seviyesizlik’ yapmış, hayret !?” sorgulamasını yapmasına şans tanımışsın…

Mürebbiye koltuğuna oturup, bu mazlum ve mütevazi toplumu terbiye edeceğine; bir de Fazıl’ını karşına alıp, şu orta zekalıların sorgulamasını O’nunla yapmayı, haddini çok aştığını, ölçülü ve saygılı olması gerektiğini hatırlatmış olsaydın, sana da şapka çıkarırdım…(Benimki de laf olsun işte. Bu işi yapacak olan, sanki o güzel erdemlerden nasiplenmiş de biliyormuş gibi öneride bulunuyorum.“Kelin ilacı olsa…”)

Uluslar arası bir “Marka”nın, ya unvanına yakışır işiyle uğraşıp “avam”dan saydıklarının seviyesine düşmemesi; veya “avam”dan biriyse ve hatta o bile değilse, bu kadar da sınırları zorlamaması lazımdı…

‘Sarhoşken atmıştır o twiti, hoş görün’ diyorsanız,(ki,’Rakı masası?’ twit’inden öyle anlaşılıyor!) ayıldığında “özür dileme erdemi”ni göstermeliydi.

Ayıldıktan sonra hatasını fark edip özür mü diledi?

-Hayır.

Bir yerlerden talimat almış ve “vazifesini” yapıyormuş izlenimi verircesine “Halt Yemeye” devam etti. İşte kasten yaptığı “altın vuruşu”!: “Bilmem fark ettiniz mi ama; nerede yavşak, adi magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi Allahçı; bu bir paradoks mu?”

İşte bu çıkışıyla “cezalandırın beni” diye kanun duvaruna bilerek/isteyerek tosladı. İşte “Âkil” bir ablasının (Deniz Ülke Arıboğan) tespiti: “Sergilediği profile bakarak Fazıl Say’ın ceza almayı zaten beklediği ve durumdan çok da hoşnutsuz olmadığını söyleyebilirim. O’nun amacı Türkiye’de ne kadar toleranssız ve düşünce özgürlüğüne saygısız bir yönetim olduğunu dünya aleme göstermek. Dünya çapında bir sanatçı olduğu için de bu etki kapasitesine sahip. Dünya medyasındaki yansımalardan bunu başardığını söyleyebiliriz.” 

Haksız mı?!

O zaman biz de şu öneriyi getiririz, hem O’na ve hem de muhafızı sana: Müzikte bildiği “ölçü” kadar adab-ı muaşeretin ve “adamlığın” ölçüsünü de öğrensin ve içerken olsun “ölçü”yü kaçırmasın artık. Çok mu istiyoruz yoksa.!?

Neyse. Hak yerini buldu ve canınızı yaksa da adalet tecelli etti. Şom ağızlı olanın cezası kesilirken, O’na sahip olma gayretindeki sen hazretin de “Salaklığı” tescil edilmiş oldu. “Piyanonu bırak ve terk et bu ülkeyi” önerisinde bulunacağına, “Gel arkadaş, birlikte terk ediyoruz bu ülkeyi” deseydin, belki hayatında ilk defa ilkeli ve doğru bir iş yapmış olurdun. Bugüne kadar katlandık sana, bundan sonra da katlanırız. Ne yapalım?!!