Etiketler

, , ,

Madem tanışmamız bir mesaj, Twit veya RT vesilesiyle, tesadüf değil de tevafuken oldu, kardeşliğimiz ve arkadaşlığımız gerçek anlamda “Yol Arkadaşlığı”na da dönüşsün o zaman. Gördüğüm kadarıyla seçici ve çok ince ruhlusunuz. Bu özelliğinizi size gelen ve önerilen “bilgiler” için de koruyun ki mükemmelliğe ve “Hakikate” daha yakın olasınız. Son zamanlarda yazdığım kırık-dökük ifadeleri analiz sanıp beğenen ve “Arkadaşlık”/Takip teklifi gönderen tüm arkadaşların gönderisini onayladım. Madem hak etmediğim bir iltifat görmüştüm, hiç birinin teklifine hayır diyemezdim. Arkadaşlık teklifinizi önemsedim ve hakkım olmasa da biraz tavsiyede bulunayım istedim.

Kırıp-üzmek değil maksadım; ama öyle bir duyguya kapılacak olursanız, baştan bağıışlanmaktır dileğim…

Sizin gibi tevafuken tanıştığım bir çok  kardeşimiz de vardı; “Yol Arkadaşı” olur beklentisiyle onların da “Arkadaşlık” teklifini kabul ettim ve 1 ay takibe aldıklarımın içinde fikir ve düşünce birliğimizle arkadaş kalacağım, ama sayfalarındaki dağınıklığı ve fikri savruluşu; aldıklar her bilgiyi, doğruluğunu sorgulamadan paylaşmış/yayınlamış olmalarıyla anladım ki, bu kardeşlerimle “Arkadaş” olurum belki ama “Yol Arkadaşlığı” yapamazdım. Sonunda yapılan bilgi kirliliğine daha fazla dayanamayıp, arkadaş listemden çıkardığım çok oldu.

Listeden çıkarıldığını fark etmiş ve özel mesaj göndermiş bir kardeşimiz, “Bir hatamı mı gördünüz ağabey, sebebini öğrenebilir miyim” diye ricada bulunmuştu. O’na yazdığım samimi ifadeleri, şimdi de size yazıyorum. Umarım “Arif’e tarif gerekmez!”

Söyleyecek bir sözümüz ve saygı görecek bir fikrimiz varsa, Atatürk gibi büyük ve tarihe mal olmuş birinin ismi altına sığınarak yapmayalım bunu. Kendi düşünce ve projelerimizi birilerinin gölgesine sığınarak ifade etmeyelim. Değilse, bu davranış cehalet olmasa da istismar veya riyakârlık olur ki, kendi olan samimi insanların işi olamaz.! Öz güven sahipleri olarak; vicdanı hür, irfanı hür ve feraseti açık olmamızı bizzat O “Dahi Lider” istiyordu çünkü.!

Özellikle 1961 yılında çıkarılan “Atatürk’ü Koruma Kanunu” sonrası, O’nun adı arkasına sığınıp ihanet edenleri iyi tefrik edelim ve oyunlarına gelmeyelim artık.! Bu “kahraman” zannettiğimiz çevreler, milletin Ata’sından nefret etmelerini sağlamak için “O’nun ağzından “Veciz Sözler” de icat edip, her konuda ve her yerde bu sözleri gözümüze-gözümüze soktular.

Eleştiremezdik ve karşı gelemezdik bu faaliyetlere(ihanete); çünkü hemen “hain” yaftasını bizler yer, icat ettikleri “kanunla” bizi hakim karşısına oturturlar ve cezayı da biz yerdik.! Bu ihanet şebekesini tanımadan, yaptığı her ihanete Atatürk ve Atatürkçülük kamuflajı giydirdiklerini anlayamazdık.

Şimdi bilgi çağındayız ve sorguluyoruz. İhanet şebekesinden bir çoğunun maskesi düştü ve sırları dökülüyor bugün.!

Büyük bir oyun oynanıyor son yıllarda ve necip milletimizin Atatürk dahil tüm ortak değerleri hoyratça kullanılıp aşındırılmak isteniyor. Oysa Vatan, Bayrak, Cumhuriyet, Kurtuluş ve Zafer gibi Atatürk de, bu milletin en büyük değerlerinden ve ortak paydasıdır. Olur olmaz niyetlerle, olur olmaz işlerde ve olur olmaz zamanlarda, birilerinin bu değerleri kullanması; değer, anlam ve itibar kaybı ve istismarla aşındırılıp-tüketilmesi değil mi? Aman dikkat !!!

Büyükler “Yoldan önce yol arkadaşı” derlerdi. Ben, herkesle “Yol Arkadaşlığı” yapamasam da, onlarla aynı fikir dünyası içinde “Arkadaş” olur ve arkadaş kalabiliriz. Zaten bu tip arkadaşlıklar oldukça fazla ve yaygın günümüzde. Her biri farklı fikir ve desende ve her biri farklı zevk ve beklenti içinde… Bu da çok doğal.

Ama fikri arkadaşlık başka bir şeydir, “Yol Arkadaşı” olmak başka.! Yol arkadaşlığı; bir yolda olma veya yola birlikte çıkma anlamı taşır. Yolculuklar büyük fedâkarlık ve tahammül gerektirir ki, genelde fikir ve dava arkadaşlığı da yolculuk esnasında belli olur.

Ortak sevdaların yanında ortak zevk ve kaygılar taşımayan, fedakâr ve tahammüllü olmayanla yola devam edilmez; sadece “Arkadaş” olarak kalınır ve gerekirse yola yalnız devam edilir. Ta ki “Yol Arkadaşı” bulana kadar… Kısaca özetlersek ehil olanla, yani “Yol Ehli” olanla olur “Yol Arkadaşlığı”… Bilmem anlatmak istediğim o “ince çizgiyi” kavrayabildiniz mi? 
Aynı fikri kaynaktan beslenmiş olmamız “Arkadaş” olmamız için fazlasıyla yeterli. Farklı zevklerimize, farklı bakış açılarımıza ve farklı beklentilerimize tahammül ettiğimiz sürece, aynı pota içinde arkadaşlığımız devam da eder. Ama, farklılık fark edilmişse; birlikte yola çıkmak, hem kendimiz için, hem de çıkacağımız “yol” adına bir eziyete/çileye dönüşür ki, hiç birimizin bunu yapmaya hakkı olmamalı.!

Sayfanızda/hesabınızda çok şey paylaşıyorsunuz, çok heyecanlı ve cevvalsiniz gördüğüm kadarıyla. Diğer arkadaşların paylaşımlarını hiç doğrulama filtresinden geçirmeden “doğru” kabul ediyor, bu bilgileri değerlendirip-sindirmeden servis ediyorsunuz. Dolayısıyla sizi takip edenleri ister istemez şaşkınlığa düşürüyorsunuz.

Yüce dinimiz “İfrattan ve Tefritten uzak durunuz, mü’min mütedeyyindir ve orta yolu seçer; sizin için hayırlı olan da budur” der. İfrat ve Tefrit… Evet, bugünkü dille, pozitif yönde de negatif yönde de marjinallik ve aşırıya kaçma. Aşırılık ve ölçüsüzlük yani…

Bir örnek vereyim şimdi: Atatürk Sevgisi ve İlkelerine Bağlılık…

Mensubu olduğumuz Türk Mileti’nin tarihinde yıldızlaşmış o kadar kahramanımız var ki… Her biri bir fani olduğunun da farkında olarak, bu büyük medeniyet tarihine o kadar çok katkı vermişler ki… Hepsinin ilham kaynağı farklı olsa da özellikle İslam’la şereflendikten sonra muhteşem medeniyet kurmayı vazife edinmişler adeta. Her biri haddini bilerek ve ölçüyü kaçırmadan katkısını vermiş  bu “Devlet-i Ebed Müddet Geleneği”ne. Allah hepsinden ebediyen razı olsun…

Hoca Ahmet Yesevi ve dergâhından feyz alanlar; Alp (Yiğit) iken, bileklerindeki güce ve yüreklerindeki cesarete Erenlik de katarak Alp-Eren olmuş ve bin yıllık tarihi yürüyüşe öyle başlamışlardı.! Onlar; girdikleri bu yola da, yolculuğa da kutsi bir anlam kazandırmışlardı. Her biri yakutlar, zümrütler ve elmaslar kadar kıymetli ve kıymetleri ölçüsünde, her biri bu medeniyet yürüyüşüne değerler katmışlardı. Her biri farklı zaman dilimi içinde gelmiş, kendi zamanının şartları içinde verecekleri kadar çok katkı vermişler… Ne biri ötekinden eksik, ne de biri ötekinden fazla…

İşte; birini, örneğin Atatürk’ü ele alıp O’na (haşa) mabut; sözlerine ve ilkelerine de değişmez ayet muamelesi yapmak; taparcasına sevgi ve taparcasına teslimiyet, “İfrat” dediğimiz marjinalliktir. Bu ifrat derecesinde bağlılık; inanın, hem O “Dahice Zeki Lider”e zarar veriyor, hem de O’na samimiyetle bağlı olan ve sevenlerine..!

Ölçü ve denge insanı olan bizler bunu yapabilir miyiz? Asla…

Sayfa ve hesaplardaki paylaşımlarda özellikle Atatürk konusundaki bu ifrat seviyesini görünce; ne yalan söyleyeyim, hayal kırıklığına uğruyor ve “Arkadaşlığını” onayladıklarımın da bu hastalığa yakalanmış olmasından, onlar adına üzüntü duyuyorum.

Benim yazı ve yorumlarımı sindirerek okuduysanız, sloganlara ve dayatılmış ezberlere esir  bir “Mankurt” olmadığımı da görmüşsünüzdür.

Her bilgiye açığım dır,  her bilgiyi alırım; ama kendi fikir ve inanç filtremden geçirir; kıymet taşıyorsa dağarcığıma, değilse çöpe yollarım. Hiç bir bilgiyi ön kabulle “doğru” kabul etmem ve hiç bir bilgiye de ön yargıyla “yanlış” demem!. Gelen bilgiyi önce koklar tadına bakarım ve kesinlikle çiğnerim ki, yararlı görüyorsam sindireyim.! Hem şahsi hayatımda, hem de fikri yolculuğumda yaşadıklarım ve edindiğim tecrübeler, bunun böyle olması gerektiğini öğretti bana.

Bilgi çağında yaşıyoruz, bilgi bombardımanı altındayız ve en çok bilgiyi tüketiyoruz. O zaman, düne göre çok daha dikkatli ve ölçülü olmamız gerekiyor. Evet, sizin varlığınız ve benimsediğim fikir dünyamda olmanız “Arkadaş” kalmamız için yeterli.  Hatalarımız elbet olacak, onları heyecanınıza ve gençliğinize verir hoş da karşılarım. Ama, inat ve  ısrarla düzelmemekte kararlı görürsem sizi, sakinleşip-olgunlaşıncaya kadar “Yol Arkadaşlığına” ara veririm..!

Size saygı duyuyorum ve sizi anlıyorum, lütfen beni de siz anlayın.!

Sayfanızı/hesabınızı bilgi çöplüğüne döndürmeniz, size değer veren her “olgun” gönül dostunuzu üzer. Daha az, ama daha kıymetli bilgileri paylaşmanız, samimiyseniz gerçek profilinizi yansıtacaktır.

Bilmem kabul eder misiniz ama, bir kardeşiniz olarak size sükunet ve “doğru” bilinenlere karşı dahi mesafeli olmayı öneriyorum. Şüpheci olalım, “Acaba?” diyelim; koklayalım, tadalım, çiğneyelim ve yarar görürsek paylaşalım… Cömert de olalım; cömertlik Allah’ın sıfatı, bencillik şeytanın çünkü.

Paylaşmayı biliyor; fedakâr, cömert ve tahammüllü olabiliyorsak “Yol Arkadaşı” da oluruz ve “samimiysek eğer, yolları asan eder Allah…”

Sosyal alemde olmamın tek sebebi; var olan tecrübe ve donanımından neşet eden bilgilerimi paylaşarak faydalı olabilmek ve  istifadeye değer verdiğim ifade sahipleriyle tanışmaktır. Bu amaçla kelamihal.wordpress.com ismiyle bir blok oluşturmuş ve kendimle dertleşmem sayılacak yazılarımı da orada depolamaktayım. Bigi kirliliği ve kakofoni yaşadığımız günümüzde akl-ı selim denen sağduyuya önem veriyor ve herkesi akl-ı selime davet ediyorum. Popüler olmak, çok takipçi kazanmak gibi hiç bir niyetimin olmadığını samimiyetle ifade edeyim!

Yüz (100) adet sıradan “arkadaşım” olacağına, Bir (1) adet “Yol Arkadaşım” olması tercih sebebimdir. Ciddiyete önem verdiğim kadar, gayrı-ı ciddilikten de o kadar kaçarım!

Takibi bıraktığım arkadaşları “engellemeden” bırakıyor, doğrudan hakaret ve ciddi seviyesizlik görmeden de “engellemiyorum”! Beni takip edip-etmediklrini de önemsemiyorum. Ve bu guruba düşen dostlara da şu tasfiyede bulunuyorum:

Birlikte olarak; binlerce yıl öteden gelen, rotası binlerce kez test edilip testten geçmiş, dosdoğru bir yola çıkacaksak eğer; yola çıkmadan hazırlığımızı yapalım ve eksiklerimizi gözden geçirelim. Yol ehli olalım yani.! İnşallah o olgunluğu yakaladığımızda, yola ölümüne çıkarız. Şimdiden bahtınız ve yolunuz açık olsun.

Bu ifadeler heyecanını kontrol edemeyen tüm gönüldaşlarıma acizane tavsiyemdir.Tutanlar ve kendine çeki-düzen veren her gönüldaşımla “Yol Arkadaşlığı”na ölümüne varım. Değilse sadece “Arkadaş” kalır, olgunlaşması ve hidayeti için dua ederim…

Dua, Selam ve Sevgilerle…

28 Kasım 2012

Doğan Topgül

Reklamlar