Etiketler

,

Mehmet Akif Ersoy’u hangi yönüyle ele alsak, O bir şahsiyet ve iman Abidesidir. Hadi ben anlatmayayım da “düşman”larından biri anlatsın:

Bir İslam düşmanı olan Hüseyin Cahid : “Fikir ve kanaatleri bizimkilere uymadığı halde saygı duyarım. Çünkü yalan söylemedi. Gösteriş yapmadı. Fenalık etmedi.”

Yine aynı kişi, “Âkif’in hayatı daha büyük bir şiirdir” demektedir.

İşte Âkif, düşmanının bile kabule mecbur olduğu dosdoğru bir hayat yaşamıştır. Nihad Sami Banarlı’nın ifadesi ile “O, evliyalar kadar temiz ve lekesizdir. Şecaati, din, vatan, namus gayreti, cömertliği, doğruluğu, ahde vefası ve daha nice üstün vasıflarıyla bizlere örnek bir şahsiyettir.”

Randevuya sadâkat ve verdiği sözü tutmadaki hassasiyeti ders niteliğindedir:

Mithat Cemal anlatıyor: “Bir gün Âkif’le sözleşmiştik. Öğle üstü Âkif bize gelecekti. O gün İstanbul’a daha önce hiç görmediğim şekilde kar yağmıştı. Dizüstü yağan kara bir de tipi eklenmişti. Arabalar çalışmıyordu. Ben Âkif’in bu havada gelebileceğine ihtimal bile vermiyordum. Kapı çalındı. Kapıyı açtığımda bıyığının yarısı donmuş vaziyette Âkif’i görünce çok şaşırdım. Bu havada nasıl geldiğini sorunca, Beylerbeyinden Beşiktaş’a bir vapur işlediğini söyledi. Beşiktaş’tan Çapa’ya kadar olan mesafeyi ise arabalar çalışmadığı için o kar ve tipide yürüyerek gelmişti.”

Yine benzer şekilde Âkif’i evine davet eden ve Vaniköy’de oturan Fatin Gökmen, havanın çok bozuk olması sebebiyle Beylerbeyi’nden Âkif’in yürüyerek gelebileceğine ihtimal vermemiştir. Sözleştikleri saatte gelen vapurda Âkif’i göremeyen Gökmen, Âkif’in 1.5 saat sonraki vapurla geleceğini düşünerek bir başka yere gitmiştir. Eve gelip de ev sahibini bulamayan Âkif, selam bırakıp dönüp gitmiş ve Fatin Gökmen’e tam altı ay dargın kalmıştır. Çünkü ona göre bir söz, ölüm veya ona yakın bir mazeret durumunda ancak yerine getirilemezdi. Şimdi maalesef her randevuya geç gitmeyi marifet sayan, hatta bunu uyanıklık olarak değerlendiren insanlar var. Hatta daha da kötüsü şu ki, randevu verenler, saati belirlerken, “nasıl olsa millet yarım saat geç gelir” düşüncesiyle saati tayin etmektedirler.

Rabbim rahmetiyle muamele etsin ve bizleri de O’nun hayâli olan “Asımın Nesli”ne layık kılsın…

Reklamlar