Etiketler

,

 İran bizden çok daha eskiye dayanan (MÖ.600) bir geçmişe ve bunun getirdiği bir birikime sahip. Pers İmparatorluğunun İslam’dan çok önce kurulup, uzantısının günümüze kadar sürmesiyle kadim bir medeniyete sahipler. Birinci Dünya savaşında nasıl Osmanlıyı bitirdilerse, aynı güçler Müslüman Arap Dünyasında cetvellerle sınırlar çizip, her birinin yönetiminde ve kaynaklarında söz sahibi oldular. Son Şah’ın Babası Rıza Şah 1925 yılında Yanına Aldığı İngiliz-ABD ve Rusya desteğiyle kendi halkına rağmen ve çok seri şekilde devrimler yaptı. Bizim toplumumuzdan daha gururlu ve daha muhafazakâr olan toplumun tepkisi o günlerde başlamıştı. Ülkenin özellikle Petrol zenginliğini İngiltere ve Amerika’ya peşkeş çekmesi, zengin olan kaynakların saltanat sahiplerince kullanılması ve halkın fakirliğe terk edilmesi, bizde olduğu gibi Kıyafet Devrimi, Eğitimde devrim gibi birçok yeniliği halkına dayatması ve halktan gördüğü direnç 1941 yılına kadar sürdü. Bu yıldan sonra Baba şah gidip, Oğul Şahın gelmesiyle (Ki İngiltere’de yetişmiştir) Amerikan ve İngiliz yanlısı politikalarla Şah yönetiminin baskıları iyice artmış, o günkü İranlı solcular, dindarlar ve geniş halk kesimleri toplu isyanlara kalkmışlar ve Şahın ordularınca toplu katliama uğramışlardır. 1963’de Humeyni’yi Fransa’ya gönderen Şah, bu ayaklanmanın önünü kesememiş ve nihayet 1979 ‘da Ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Humeyni’nin İran’a dönüp yaptığı ilk referandumda %98,5 kabul oyu aldığı, ABD ve İngiltere ile tüm bağları kopardığı, Petrol Anlaşmalarını fes edip geliri tabana yaydığı ve Şah ordularının Halka iltihak ettiği de bir gerçektir. Yani Humeyni beğenmesek de İranlı’yı kölelikten kurtaran ve ona onurunu iade eden bir devrim kahramanıdır. Dün Amerika ve İngiltere’nin peyki ve sömürgesi durumunda olan İran, bu gün bu ülkelerin de dünyanın da korkulu rüyası ise bu yabana atılmamalıdır. Bu görüntülerdeki “eski” resimler dikkat edersen daha çok Saraydan ve Saltanat erbabının lüks içindeki hayatını aksettiriyor, çünkü o zulüm döneminde özellikle kadınlar reformlara tepki olsun diye uzun süre evden çıkmama kararı almışlardı. Yani “eski” resimlerde, çoğunluk olan İran Halkının durumunu aksettirecek kareler yok. Ancak, “Yağmurdan Kaçarken Doluya Tutulan” İran toplumunun bugünkü hali de ortada. Fakat Saltanat’dan kurtulup kısmen de olsa Demokrasiye ulaşmış bir topluluğu “Öcü” gibi görmenin de bir âlemi yok.

Daha çok demokratikleşecek bir İran bu günkü gücü ile Dünyada önemli bir denge unsuru olacak. Bizi İran ve Malezya gibi örneklerle korkutan “Korku Baronları”nın tuzağına düşmeyelim. Bizim de bin yıllık bir medeniyet birikimimiz var ve bir aşiret devleti değiliz. Hedeflerimiz ve gelecek adına projelerimiz var; bölgemizde ve dünyada sözü dinlenen, denge unsuru ve örnek bir ülke olduğumuzu unutmayalım. Selçuklu döneminde de Osmanlı Döneminde de İran olmamış bir toplumu, bu gün İran ile tehdit edenlerin çapsızlıklarına ve bilgisizliğine acıyorum. Selamlar…

10.12.2010 Doğan TOPGÜL

Reklamlar