Etiketler

, , , , , ,

Ergun Babahan’ın yediği halta gerekçe arayan meslektaşlarının, bir yandan “Kusurunu” kabul edip, diğer yandan da o kusuru hafifletme çabalarına girmeleri anlaşılır bir mesleki dayanışma…

Ama feraset yoksunu bir ‘Amigo’ya, araştırmadan açık destek çıkmak da ayrı bir feraset ve vicdan körlüğü… “Camianın”, bahsedilen yemekli toplantısına davet edip konuşma yapmasına fırsat tanıyacak kadar yakın “yol arkadaşı” yaptığı birinin, aynı günün akşamı o “hoşgörü sofrasına” kusması feraset ve vicdan körlüğünün daniskasıdır çünkü. Bu davranış bozukluğu özür dileyerek veya özrü kabul edilerek geçiştirilecek bir kusur değildir. Buna resmen ihanet denir ki, ihanetin özrü de affı da olmaz. Madem “Hafif Kusurlu” göstermek için bir kaç saat önceki “arka plana” bakıyorsunuz, o zaman günün sabahına ve 2 ay öncesinden başlayarak yazdıklarına da bakın ki sağlıklı sonuca varasınız. Taksimde açılan pankarta ses çıkarıp, FB’li taraftarların bir provakasyona alet edildiğini haykırsaydı bu gayretlerinizi anlar, hak da verirdik. Aynı isyan ateşine “Körükçülük” yaptığı aylar öncesinden yazdıklarıyla ortada. Boşuna uğraşmayın, “Camia” denen organizasyonun dünyaya şamil hizmet anlayışı, bir anlamda bu necip milletin engin medeniyet kültürü ve misyonunun bir tezahürüdür. Ve, kutlu bir yolculuk olduğu için de samimi ve ihlas sahibi yol arkadaşlarıyla hitama erecektir. Yani Babahan gibi “Katran” olduğu bilinenlerden, “Kaynatmakla şeker çıkmayacağını” bilen feraset sahibi “Anadolu Hareketinin” aldığı tavır, gecikmiş bir tavırdır. Biliyoruz ki “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz” ve yine biliyoruz ki, Kutsi Hedeflere “münafık” yol arkadaşlarıyla hiç varılmaz. Yolu ve uğru açık olsun, ama bu naif topluluktan uzak olsun…

Kendisini ‘adam’ yerine koyup kucak açanların bu ihaneti affetme yetkileri yok zaten. Çünkü “üç kuruşluk metal bir kupa” için milyonlarca “Altın Kalpli” insanın kalbini kırıp “Kul Hakkına” da girmiş birini Allah dahi affetmiyor. O Adil-i Mutlak, borçlu ile alacaklının hesaplaşıp-helalleşmesini ve huzura öyle gelmesini emrediyor.

Affedilmez bir ‘ihanet’ işlemiş birini linç etmeye de bizim yetkimiz yok. Necip Fazıl Üstad’ın Sakarya şiirinde dediği gibi; “Oluklar çift; birinden NUR akar, birinden KİR.” Ergun Babahan kardeşiniz kirini akıtacak bir oluk bulur, yeter ki nur ikliminden uzak dursun ve ‘nur akan oluğu’ kirletmesin…

About these ads